Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlığı
Yumurta Toplamada Genel Anestezi
Tüp Bebek Tedavisi Başarısı
Tedavi Sürecinde Yaşanabilecek Olumsuzluklar
Tüp Bebek Tedavisinde Yenilikler
Embryo Transferi Sonrası İstirahat
Tüp Bebek Tedavisinde Kan Sulandırıcılar
Tüp Bebek Tedavisinde Anti-Oksidanların Yeri
Embryoskop
Azospermi Tedavisinde Yenilikler
Tüp Bebek Tedavisi İlaçları ve Kanser Riski

Ardarda uygulanan tüp bebek tedavilerine rağmen başarı elde edilemediğinde durum iki başlık altında incelenmelidir:

1. Gelişen embriyoların kötü kalitede olması
2. İyi kaliteli embriyo transfer edilmesine rağmen gebelik elde edilememesi

Gelişen embriyo kalitesinin tüm tüp bebek denemelerinde kötü olması durumunda yapılabilecek şeyler son derece kısıtlıdır. Bu çiftlere herhangi bir kromozom anomalisinin varlığı aşısından genetik inceleme yapılması önerilebilir. Bazen çiftlerden birinde dengeli translokasyon adı verilen kromozom bozukluklarına rastlanabilir. Dengeli translokasyon durumunda oluşan embriyoların birçoğu kromozomal bozukluk açısından anormal veya taşıyıcı olacaktır. Bu nedenle bu hastalarda eğer yumurtalık kapasitesi iyi ve fazla sayıda embriyo elde edilmiş ise Preimplantasyon Genetik Tanı (PGD) önerilmelidir.

Tekrarlayan kötü embriyo kalitesine rağmen kromozom anomalisi açısından araştırıldığında genetik herhangi bir problemi olmayan çiftlerde ise çeşitli yöntemler denenmiş ancak bunların etkinliği ve/veya güvenilirliği hakkında yeterli veri sağlanamamıştır. Kötü embriyo kalitesi genellikle yumurtalara, çok nadiren sperm kalitesizliğine bağlıdır. Ancak azospermi tespit edilen erkeklerde cerrahi tekniklerle testislerden alınan olgunlaşmamış (spermatid) spermler ile yumurtalar döllendiğinde embriyo kalitesi düşük olabilir. Donör yumurta veya sperm ile tüp bebek tedavisi denediğinde bu çiftlerde gebelik oranları yüksek olacaktır, ancak ülkemizde donör yumurta veya sperm ile tüp bebek tedavi uygulaması yasal değildir. Bunun dışında sitoplazma transferi, ko-kültür, embriyo yapıştırıcı (embriyo glue) ve destekli yuvalama teknikleri de uygulanabilmektedir.

Tekrarlayan iyi kalitede embriyo transferlerine rağmen gebelik sağlanamayan çiftlerde ise rahim açısından araştırmaların yapılması gerekecektir. Embriyoların tutunacağı rahim içi zarında (endometrium) ultrasonografi ve rahim filmi (HSG) ile tespit edilemeyen patolojilerin varlığının değerlendirilmesi amacı ile histeroskopi uygulanması önerilmelidir. Histeroskopi vajinadan rahim içine ilerletilen ışıklı özel kamera yardımı ile rahim içinin görüntülenmesini sağlayan bir cerrahidir. Histeroskopide daha önceki görüntüleme yöntemleri ile tespit edilememiş miyom, polip veya yapışıklıklar görülerek tedavi edilebilirler.

Tüp bebek tedavilerinde embriyo transferi sırasında zorluk yaşanan ve zor embriyo transferleri nedeniyle rahim içi zarının (endometrium) travmaya uğradığı durumlarda hamilelik oranlarını düşecektir. Embriyo transferlerinde her seferinde zorluk yaşanan hastalarda rahim ağzının genişletilmesi veya histeroskopi ile rahim ağrının tıraşlaması uygulanabilmektedir.

Daha önce yapılan değerlendirmelerinde tüplerinin içinde sıvı birikmiş (hidrosalpinks) hastaların tüp bebek tedavilerinin başarısız olması durumda ikinci bir tüp bebek tedavisinden önce tüplerinin çıkarılması gerekmektedir. Hidrosalpinks tespit edilen tüpler laparoskopi tekniğiyle çıkarılmalıdırlar. Ancak cerrahi sırasında çok dikkatli davranılmalı, tüpler çıkarılırken yumurtalıkları besleyen damarlara zarar verilmemelidir. Eğer bu damarlar zarar görecek olursa yumurtalıkların beslenmesi bozulur ve hastanın yumurtlama kapasitesi azalır.

İyi kalitede embriyolar elde edilen ve tekrarlayan tüp bebek tedavi başarısızlığı yaşanan hastalarda eğer embriyo transferleri her denemede ikinci ya da üçüncü günlerde uygulanmış ise yeni denemede gecikmiş bir embriyo transferinin (blastokist transferi) denenmesi yararlı olabilir. Blastokist transferlerinde embriyoların rahimde tutunma oranları daha yüksektir, ancak embriyolar beşinci güne kadar laboratuvar şartlarında canlı kalamama riski de yüksektir. Bu nedenle blastokist transferi ya çok sayıda embriyo varlığında ya da tekrarlayan başarısızlık durumlarında tercih edilmektedir.

Tekrarlayan tüp bebek tedavisinde kullanılan bazı teknikler şunlardır:

Assisted Hatching (destekli yuvalama): İyi kalitede embriyo transferlerine rağmen tekrarlayan denemelerde gebelik elde edilemeyen, rahim içi zarına (endometrium) tutunma bozukluğu (implantasyon başarısızlığı) olan hastalarda kullanılan diğer bir yöntem de assisted hatching'tir. Laboratuvar şartlarında hızla bölünen hücrelerden oluşan embriyolar "zona pellucida" adı verilen ince bir zar ile çevrilidirler. Embriyoların rahim içi zarına (endometrium) tutunabilmesi için bu zarın eriyerek kaybolması gerekir. Assisted hatching olarak adlandırılan bu işlemde mekanik, kimyasal yöntemlerle veya lazer kullanılarak zona pellucida tabakası eritilerek veya inceltilerek embriyoların rahim içi zarına tutunması sağlanmaya çalışılır. Bazı bilimsel çalışmalarda özellikle dondurulmuş embriyoların çözülmesinden sonra uygulanan tedavilerde, çözülen embriyolarda bu zarının kalınlaşması ile tutunmasını zorlaştırdığını vurgulanmaktadır. 35 yaş üzerinde, iyi kalitedeki embriyolara rağmen gebelik elde edilemeyen çiftlerde ve dondurulmuş embriyolarla yapılan transferler öncesinde bu tekniğin uygulanması önerilmektedir.

PGT (Preimplantasyon Genetik Tanı): Tüp bebek tedavisinde transfer edilecek embriyoların genetik olarak normal olup olmadığının incelenebilmektedir. Preimplantasyon genetik tanı (PGT) adı verilen bu teknikte embriyolar rahime transfer edilmeden önce kromozomlar yönünden incelenmektedir. Preimplantasyon genetik tanının amacı kromozomal anormallikler açısından en az riskli olan embriyoların seçiminin sağlanmasıdır. İleri yaşa sahip kadınlarda, daha önce tekrarlayan başarısız tüp bebek denemesi olanlarda ve geçmişinde Down Sendrom gibi genetik bozukluk tespit edilen hamilelik hikayesi olan kadınlarda PGT uygulanmaktadır. Ayrıca şiddetli sperm faktörü olan ve genetik hastalık riski taşıyan çiftlerde de sağlıklı gebelik elde edilmesi amacıyla preimplantasyon genetik tanı uygulanmaktadır.

Embriyolar ilk günün sonunda iki çekirdekli hal alırlar, hızlıca bölünerek hücre sayısını (blastomer) arttırırlar. Beşinci gün sonunda hücre sayıları artan embriyoların içinde sıvı dolu boşluklar oluşmaktadır. Genetik hastalıkların tanımlanması ve genetik açıdan normal embriyonun seçimi amacıyla embriyo gelişiminin üçüncü veya beşinci günlerinde uygulanan biyopsi işlemi ile alınan embriyo hücreleri PCR yöntemi ile analiz edilirler. PCR yöntemi alınan her bir hücredeki DNA materyalinin başarılı bir şekilde çoğaltılmasını sağlar. Üçüncü günde embriyolar sadece 6–8 hücre (blastomer) içerirler ve bu erken dönem embriyolarından sadece bir hücre alınarak PCR işlemi uygulanabilir. Beşinci günde blastokist aşamasındaki embriyolardan daha fazla sayıda hücre alınacağı için PCR yöntemi ile daha güvenilir sonuçlar elde edilebilmektedir.

Embriyo Glue (embriyo yapıştırıcısı): Embriyo glue embriyoların transferi esnasında kullanılan içinde "hyaluronan" adı verilen madde içeren bir kültür ortamıdır. Hyaluronan içeren kültür sıvısının hücreler arası bağlantıyı güçlendirdiği ve yeni damar oluşumunu sağladığı düşünülerek transfer sonrası embriyonun rahimiçi zarına (endometrium) tutunma oranını artırdığı iddia edilmektedir. Ancak halen embriyo glue kullanımının, rutin tüp bebek uygulamalarında hamilelik şansını artırdığını gösteren yeterli sayıda bilimsel kanıt yoktur. Bu nedenle embriyo glue sadece ileri anne yaşı olan, embriyo kalitesi düşük ve daha önceden tüp bebek denemesinde başarısız olmuş kadınlarda kullanılmalıdır.

Magnetik Sperm Seçimi (sperm mıknatısı): Tüm infertil çiftlere bakıldığında erkek faktöre bağlı infertilite (kısırlık) yaklaşık %50 altta yatan neden olmaktadır. Yapılan sperm analizlerinde sperm sayısının az olması (oligospermi), hareket kapasitelerinin düşük olması (astenospermi) ve şekil bozuklukları (teratospermi) erkek kısırlığında rol oynayan en önemli parametrelerdir. Günümüzde spermlerde normal mikroskoplarla tespit edilemeyen başka bozuklukların da olduğunu göstermiştir. Dölleme kapasitesi düşük sperm hücrelerini mikroenjeksiyonda kullanmamak için Magnetic Activated Cell Sorter (MACS) denen bir teknoloji kullanılmaktadır. Bu teknoloji mikroenjeksiyon uygulanacak erkek infertilitesi durumlarında ümit verici olsa da, henüz kesin fikir birliği sağlayacak yeterli çalışma mevcut değildir.

Ko-Kültür: Tüp bebek tedavisinde kullanılan en tartışmalı tekniklerden birisi de kültür ortamında embriyolarının gelişimini desteklemek üzere "besleyici hücreler"in kullanımıdır. Kullanılan besleyici hücrelerin türleri laboratuvarlar arası farklılıklar göstermektedir. Ko-kültür literatüründe çok farklı tipte hayvan ve doku türleri gözle görülür bir başarıyla kullanılmıştır. Ko-kültürlerin (besleyici hücrelerin) kullanımı ile embriyo kalitesinin arttırıldığı bazı bilimsel yayınlarda rapor edilmiştir. Ancak literatürde embriyo kalitesinde ve hamilelik oranlarında herhangi bir artış olmadığını gösteren çalışmalar da mevcuttur. Genel olarak ko-kültür rutin kullanımının tüp bebek tedavisi başarı oranlarını yükselttiği şimdilik ispatlanmış değildir.

Ko-kültür yönteminde tüp bebek tedavisine başlamadan önceki ay rahim içi zarından alınan küçük bir parça (endometrial biopsi) yapay olarak çoğaltılır. Ardından geliştirilen embriyolar bu hücre tabakasının üzerine konarak büyümeleri izlenir. Ülkemizde bazı tüp bebek merkezlerinde ko-kültür tekniği "yapay rahim" gibi aldatıcı ve umutlandırıcı bir isimle ticari amaçlarla kullanılmaktadır. Daha önce başarısız denemeleri olan çiftlere mucize ve çok ileri bir teknik olarak sunulması hem etik, hem de tıbbi açıdan doğru değildir.