Tekrarlayan Tüp Bebek Başarısızlığı
Yumurta Toplamada Genel Anestezi
Tüp Bebek Tedavisi Başarısı
Tedavi Sürecinde Yaşanabilecek Olumsuzluklar
Tüp Bebek Tedavisinde Yenilikler
Embryo Transferi Sonrası İstirahat
Tüp Bebek Tedavisinde Kan Sulandırıcılar
Tüp Bebek Tedavisinde Anti-Oksidanların Yeri
Embryoskop
Azospermi Tedavisinde Yenilikler
Tüp Bebek Tedavisi İlaçları ve Kanser Riski

Tıpta uzun yıllardan beri kullanılmakta olan aspirin ağrı kesici ve ateş düşürücü etkisinin yanı sıra pıhtılaşmayı engelleyici özelliği nedeniyle son yıllarda özellikle kardiyolojide sıkça tercih edilmektedir. Tüp bebek tedavisi esnasında kandaki pıhtılaşmayı azaltmak amacıyla aspirin bazı tüp bebek merkezleri tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak aspirinin tedavideki etkinliği ve hangi durumlarda, hangi hastaya etkili olacağı bilinmemektedir.

Yapılan bilimsel araştırmalar tekrarlayan gebelik kayıplarının altta yatan en sık görülen nedenlerinden birisinin "anti fosfolipid sendrom" olduğunu göstermektedir. Anti-fosfolipid sendromunda, pıhtılaşma aktive olarak kılcal damarlar içerisinde yaygın mikroskobik pıhtılar oluşmakta ve rahim içinde gelişmekte olan bebeğe giden kan akımını bu pıhtılar nedeniyle azaltarak bebek ölümlerine ve düşüklere yol açmaktadır. Anti fosfolipid sendromunda pıhtılaşmayı engellemek için düşük doz aspirin veya heparin kullanımının olumlu sonuçlar verdiği ve canlı doğum oranını artırdığı saptanmıştır.

Ancak düşük doz aspirin kullanımının tüp bebek ve mikroenjeksiyon tedavilerinde klinik gebelik oranlarını arttırdığına ve düşük, dış gebelik gibi istenmeyen durumların oranlarını azalttığına dair yeterli veri mevcut değildir. Bu nedenle tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulamalarında düşük doz aspirin kullanımı canlı doğum başarısı için olumlu bir etkiye sahip değildir ve her hastada rutin olarak kullanılmamalıdır. Ancak hastada pıhtılaşma faktörleri ile ilgili problem varsa, aspirin ve heparin tedavisinin katkı sağlayıp, canlı doğum oranlarını arttıracaktır.

Viagra kullanımı

Hamileliğin oluşumun embriyo kalitesi kadar rahim içi zarının (endometrium) kalitesine de bağlı olduğu bilinen bir gerçektir. Viagra vücutta bulunan ve damarların genişlemesini sağlayan nitrik oksit maddesinin etki süresini uzatmaktadır. Böylece rahmi besleyen damarlarda kan akımı artışı sağlanarak, daha kaliteli bir rahim içi zarı (endometrium) sağlanması mümkün olabilmektedir. Viagra'nın özellikle rahim içi zarı (endometrium) kalınlaşmasının yetersiz olduğu durumlarda kullanımının tedavi başarı oranını artırabileceği bu konuda yapılan çalışmalar henüz yeterli olmasa da bildirilmektedir. Ancak rahim içindeki geçirilmiş kürtaj gibi cerrahi müdahaleler veya enfeksiyonlara bağlı olarak ortaya çıkmış olan rahim içi yapışıklıkları olduğunda Viagra kullanımının yapışıklıkları arttırıcı etkisi de olabilmektedir.